Cerattepe’nin Madenle Mücadelesi

İstanbul’dan çok uzakta, Artvin’in Kafkasör Yaylası’nda maden şirketlerine karşı tam 25 yıldır bölge insanının deyimiyle bir “yaşam mücadelesi” sürüyor. Mücadelenin son evresinde Artvinliler’in karşısında bu defa Mehmet Cengiz’in şirketi Cengiz İnşaat var.

(Yazı: Yasemin Akçagüner, Berk Çetin, Eren Yüce/140journos, İnfografik: Murat Can Kurşun/140journos)


Cengiz Holding şirketlerinden Eti Bakır 2012’de ruhsat verilen Artvinli Özaltın Madencilik’ten altın ve bakır madeni projesini devralmıştı; ancak 2015’in ilk günlerinde Rize İdari Mahkemesi tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi olumlu raporunun iptal edilmesiyle Cerattepe maden planları rafa kaldırılmıştı.

Geçtiğimiz Mayıs ayında ÇED girişimlerinin yinelenmesi ve Orman Bölge Müdürlüğü’nün olumlu görüş bildirmesi üzerine yeniden gündeme gelen maden planı bölgedeki gruplar başta olmak üzere birçok farklı kesimden tepki gördü. 19 Haziran 2015’te Orman Bölge Müdürlüğü önünde başlayan protestolar, ilerleyen günlerde bölgede 24 saat nöbet tutulmasıyla devam etmişti. Zaman zaman jandarmanın da korumasıyla alana girmeye çalışan madenci şirket her defasında bölgede yaşayanlar tarafından engellenmişti.

Cerattepe’de artık bir rutine dönüşen direniş tüz hızıyla devam ediyor. Perşembe (9 Temmuz 2015) günü madenci şirketin jandarma eşliğinde bölgeye doğru hareket ettiğini duyan gruplar, valilik önünde gerçekleştirdikleri eylemin ardından Cerattepe’de nöbetlerine devam ettiler. Artvin’in doğasını, madenin olası hasarlarına karşı koruma çabasındalar. CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan ve bazı CHP Milletvekilleri de bölge halkına destek olmak amacıyla TBMM Genel Kurul Salonu’nda 24 saatlik oturma eylemi başlattılar.

Bugün ise mücadele, 17–25 Aralık Soruşturmaları ile ortaya çıkan ve kendisine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarındaki ‘‘bu milletin a… koyacağız’’ ifadesiyle gündeme gelen Mehmet Cengiz’in şirketi Cengiz Holding’e dava açılmasıyla devam etti. Türkiye Barolar Birliği ve TMMOB’nin desteklediği, 61 avukatın hazırladığı ve 760’ın üzerinde davacının imzası bulunan dava dosyası, Türkiye’nin en geniş katılımlı çevre davası olma özelliği taşıyor. Bundan önceki en geniş katılımlı çevre davası, 1997 yılında Bergama’da, yine siyanürle altın aramak için tesis kurmak isteyen Alman Eurogold firmasına karşı açılmıştı; üstelik Bergama Halkı’nın mücadelesi yasal boyutla sınırlı kalmamıştı. İzmir-Çanakkale yolunun ve Boğaziçi Köprüsü’nün trafiğini tıkamak, 4000 civarı katılımla maden sahasını işgal edip nöbet tutmak, yaklaşık 10.000 kişiyle nüfus sayımına katılmamak gibi sivil itaatsizlik eylemleriyle direnişlerini ülke gündemine taşımayı başarmışlardı.

(İnfografik: Murat Can Kurşun/140journos)

Cerattepe, Kafkas ekosisteminin Türkiye’deki tek uzantısı olan, fauna ve flora açısından eşsiz bir zenginliğe sahip olan, çok sayıda kuş türünün göç yollarını ve birçok endemik tür barındıran, doğal yaşlı ormanların son yaşam alanlarından biri ve gelirinin büyük bir kısmını turizmden sağlıyor. Madenin ruhsat sahası içerisinde ise “Artvin Kafkasör Turizmi Koruma ve Geliştirme Bölgesi”, ormanlık alan, ağaçlık karakteri korunacak alanlar ve kentsel yerleşim alanı yer alıyor. Bunun ötesinde ruhsat alanı Artvin Şehir Merkezi’ne kuş uçuşu 4 km mesafede ve ruhsat alanının yaklaşık 660 metre kuzeybatısında “Hatila Vadisi Milli Parkı” yer alıyor.

Cerattepe’de madene karşı çıkan pek çok Artvinli, madenin olası çevresel etkilerinden korkuyor. Artvin için Cerattepe’deki olası maden faaliyeti, Özaltın Holding’in ilk başta hazırladığı yeraltı maden işletmesi planına uyması halinde en az 50.300 ağacın kesilmesi demek. Ancak Özaltın Holding sadece yeraltı maden işletmesi için değil, sonradan üst zondaki altın madeninin açık işletme yöntemiyle işlenmesi için de müracaatta bulundu. Açık işletme yöntemine geçmek demek, yeraltındaki madenlerin üzerini örten yeryüzü tabakasının kaldırılması demek ve bu da öngörülen 50.300 ağaçtan daha fazla ağacın kesileceği anlamına geliyor. Açık işletmenin bir diğer sonucu da, inşaat hafriyatının rüzgarlarla birlikte ormanlık alanlara taşınıp bitkilerin döllenme sürecini olumsuz etkilemesi olacaktır.

Açık işletme yönteminin bölge üzerinde doğurabileceği sonuçlardan biri de inşaat hafriyatının milli park bölgesine rüzgarlarla taşınması. (İnfografik: Murat Can Kurşun/140journos)
“Yeraltı işletmesi yapılırken bile 50.000 ağaç kesilmesi planlanmış iken, tamamı ormanlık olan bir alanda bu kadar büyük bir açık işletme için kaç ağacın kesileceği hesaplanmalıdır.”
-Aralık 2014 TMMOB raporu

Cerattepe’de altın ve bakır madenlerinin faaliyete girmesi, sadece ağaçların kesilmesiyle sınırlı kalacak bir gelişme değil. Pek çok Artvinli altın işletmesinde kullanılacak olan siyanürün Artvin’in etrafındaki derelere ve yeraltı sularına karışmasından, bu siyanürlü suların eninde sonunda evlerine ulaşmasından korkuyor. Maden sahası civarında pek çok su kaynağının bulunması, ve bu kaynaklardan aynı zamanda Artvin’in içme suyunun da sağlanması bu endişelerin temelini oluşturuyor.

“İşletme esnasında ve sonrasında beklenen olumsuzlukların üzerine, siyanür ve diğer atık havuzlarının sorunları da eklendiğinde belirtilen tehlike ve risklerin çok daha artacağı kuşkusuzdur. Yeraltı sularının ve akarsuların nasıl korunacağı konusundan [ÇED raporunda] hiç söz edilmemektedir.”
-Aralık 2014 TMMOB Raporu

Maden sahasında heyelan ise bir başka endişe konusu. Yine TMMOB’nin raporuna göre proje alanı ve çevresinde hem eski hem de yeni kütle hareketleri gözlenmiştir. Heyelan bölgesi olan Cerattepe ve Hatipoğlu mevkiinde yüzey akışına ek olarak bölgede yıkıntı ve kaya düşmeleri de yaygın. Bu durum işçi kazalarına sebep olma ihtimali bakımından endişe verici. Geçtiğimiz yıl toprak kayması sebebiyle Türkiye’de 5 maden işçisi hayatını kaybetmiş, 4 işçi ise yaralanmıştı. 16 Mayıs’ta Konya’daki barit madeni kazasında bir maden işçisi, 29 Ocak’ta İstanbul Sultangazi’deki taş ocağı kazasında iki işçi, 11 Temmuz’da Balıkesir İvrindi’deki Antimuan madeni kazasında ise iki maden işçisi hayatını kaybetmişti.

(İnfografik: Murat Can Kurşun/140journos)

Cerattepe’de 7.799.000 ton bakır, 9.115.000 ton altın var. TMMOB’nin, 2014 Aralık’ında yazdığı rapora göre Cerattepe “Bu hali ile şu anda işletilmekte olan Rize-Çayeli’nde yer alan Çayeli Bakır işletmeleri A.Ş.’ye ait yatak ile benzer özelliktedir.”

Ancak Cerattepe ile benzer özelliklere sahip Çayeli Bakır İşletmeleri için Rize İdare Mahkemesi 2015 Nisan ayında “çevreye dönüşümsüz zarar verildiği” gerekçesi ile yürütmeyi durdurma kararı verdi. Çayeli Bakır İşletmeleri (ÇBİ), mahkeme kararı sonucunda faaliyetlerine son vereceğini açıkladı. Sendika.org’un haberine göre, madendeki patlamalar nedeniyle yöre köylüleri, evlerinde hasarlar meydana geldiği, tarlalar ve yollarda yarılmalar olduğu gerekçesiyle Rize İdari Mahkemesi’nde dava açmıştı. Cerattepe’de benzer bir sondan korkan Artvinliler, bu yüzden nöbetteler.

Cerattepe’de açılacak bir maden işletmesinin bilançosu yakın bir tarihte ve yerleşkede görülmüş olmasına rağmen, devlet politikalarının ve özel teşebbüslerin Cerattepe üzerindeki ısrarı çok açık bir gerçeği ortaya koyuyor: Türkiye’de maden işletmeciliği konusundaki kamu ve çevre dostu olmayan politikalar, siyasi iktidarların istikrar arayışlarının yansımasıdır. Yasal düzenlemeler de denetim ve yaptırım mekanizmasından çok, yürütme mekanizmasını koruma amaçlı oluşturulmaktadır. Bu doğrultuda mevcut maden kanunu, dönemin siyasi iktidarlarının yatırım ve kar odaklı politikaları için çeşitli değişiklikler ve ek maddelerle ‘daha işlevli’ hale getirilmiştir.

Türkiye’de 1985 yılında yürürlüğe giren 3213 sayılı Maden Kanunu, 18.02.2015 tarihinde yürürlüğe giren 6592 sayılı kanun ile altıncı kez değiştirilmiş oldu. Bu değişiklikle ikisi ek madde olmak üzere yirmi iki maddede değişiklik yapılması ve dokuzu geçici olmak üzere on madde eklenmesi öngörüldü. Kanun değişikliğinin genel gerekçe metninde, ‘‘uygulamada sorunlarla karşılaşılması’’ , ‘‘…devlet haklarının günümüz şartlarına göre yeniden belirlenmesi’’ , ‘‘diğer kanunlarda yapılan değişikliklerle uyum sorunları yaşanması’’ gibi yürütmenin lehine bazı ifadeler ön plana çıkıyor. Bu kanun tasarısı hazırlanırken, hiçbir meslek odasının çalışmalara katılmadığı, hatta meslek odalarının görüşlerinin dahi alınmadığı bilinen bir gerçek. Kanunun genel gerekçe metninin yanında, kanun maddelerinde yapılan değişiklik ve eklemelerin bazıları da bahsettiğimiz yürütme odaklı tavrı gözler önüne seriyor:

  • ‘’Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne (MİGEM) sunulacak teknik belgeleri hazırlama yetkisi yalnızca Yetkilendirilmiş Tüzel Kişilere ait olacaktır.’’

Yani teknik belgelerin hazırlanması yetkisi, konunun uzmanı gerçek kişilerden(mühendisler), idare tarafından yetkilendirilecek tüzel kişilere aktarılmıştır.

  • Ruhsat alınırken teminat ve harç ödenmesi yerine ruhsat alındıktan sonra her yıl ruhsat bedeli ödenmesi ve teminat iradı, ruhsat iptali gibi yaptırımların çoğunlukla idari para cezasına çevrilmesi kararlaştırılmıştır.

Bu değişiklikler maden işletmelerinin üzerindeki yaptırım mekanizmasını sadece mali boyuta indirgemekte, bu da şirketlerin hem çevre, hem iş ve işçi güvenliği, hem de kamuoyu ile ilgili sorumluluklarından feragat edebileceği bir zemin hazırlamaktadır.

  • İşletme projeleri ve değişiklikleri için uygulamaya konmadan önce MİGEM onayının alınması zorunluluğu kaldırılmış, bunların uygulamaya konmadan önce MİGEM’e sunulması yeterli görülmüştür.

MİGEM onayının alınmasının zorunlu olmaması, Bakanlığın ve MİGEM’in kazaları önlemede yararlanabileceği bir yetkiden vazgeçmesi anlamına gelmektedir. Bakanlık, projeleri onaylama yetkisinden kurtularak, o projelerin getireceği sorumluluklardan da kurtulmaktadır.


Şubat 2016'da Artvin Cerattepe’nin maden karşıtı eylemlerle yeniden gündeme gelmesi sonrasında, bakır madeninden cevherin kapalı ocak yeraltı işletme yöntemiyle çıkarılması ve çevreyi tahrip etmeden teleferikle taşınmasının planlandığı belirtildi. Anadolu Ajansı, bu konuyu “Cerattepe’de kritik 7 yanıt” başlığıyla gündeme taşıdı.

İnfografik: Yasin Demirci / Anadolu Ajansı